Başarıyı Artırmanın Yolları Öğrenme İsteği Uyandırma Hangi öğrenciye sorsak “Başarılı olmak ister misin?”diye hemen hepsi"evet"der. Evet her öğrenci başarılı olmayı ister. Ama sadece bu özlem başarılı olmak için yeterli olmaz. Başarılı olmayı istemekle öğrenmeyi istemek aynı şey değildir. İçimizde yeni şeyler öğrenme heyecanı yoksa,merak ve ilgi yoksa kitapların yüzüne bile bakmak istemeyiz. Öğrenme de temel kurallardan biri belkide en önemlisi istek duymaktır. İnsan ancak istediği şeyi öğrenir. Öğrenme isteği olmadan öğrenme gerçekleşmez. Kendini Tanıma Fırsatı Verilmeli Öğrencilere kendilerini doğru tanıma fırsatı verilmeli ve onlar yetenekleri, ilgileri, istekleri doğrultusunda öğrenmeye hazır olmalıdır. Çünkü öğrenmeyi etkileyen en önemli etmen öğrenmeye istekli ve hazır olmaktır. Birde ders çalışma yöntem ve teknikleri ile birlikte sınav hazırlıklarını öğrencinin kişisel özelliklerine göre yapmasına olanak sağlanmalıdır.. Bazı öğrenciler, istekli ve yetenekli oldukları halde, başarılı olamayabilir. “Çok çalışıyorum ama başarılı olamıyorum.” diye yakınanlar çoktur.Bunlar, başarının sadece çok çalışılarak ya da çalışıyor görünerek elde edileceğini sanabilirler. Çok çalışmak elbette önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Başarıyı getiren şey, çok çalışmanın yanı sıra verimli çalışmaktır. Eğer öğrenci kendini tam olarak tanımıyorsa, doğru çalışma yöntemlerini ve ders çalışma alışkanlıklarını kazanamamışsa, bu teknikleri bilmiyorsa başarıyı yakalamakta zorlanabilir.. Bireysel Farklılıklar Dikkate Alınmalı Elbette her öğrencinin farklı özellikleri, farklı alışkanlıkları ve yetenekleri vardır. Bu durumda herkese göre değişen farklı çalışma yöntemleri olacaktır. Başarıya ulaşmanın bir tek yolu ve formülü ne yazık ki yok. Önemli olan öğrenciyi tanımak ve ona uygun bir çalışma yolu önermektir. Burada bir başka gerçeğin daha altını çizmek gerekiyor: Doğru çalışma alışkanlıkları ve becerileri öğrenciye ne kadar erken yaşlarda kazandırılırsa başarının yolu da o ölçüde erken ve kolaylıkla açılacaktır. Düzenli ders çalışma alışkanlıkları erken yaşlarda kazanılmamışsa öğrencinin yüz binlerce öğrenciyle yarışacağı bir sınavda başarı göstermesi oldukça zordur. Öyleyse başarının kısa vadeli bir formülü yok. Uzun zamanda kazanılacak bir alışkanlığı ve beceriyi kimseye kısa bir zamanda kazandıramazsınız.Bir bakıma gelişmenin önündeki en büyük engel, öğrencideki önceden gelen yerleşik alışkanlıklardır. İletişim ve Güven Duygusu Oluşturulmalı Çocuğu etkileyebilmek için öncelikle çocukla aramızdaki bağları zayıflatacak davranışlardan uzak durmak ve ona mesajlarımızı ulaştırabilmek için aramızdaki köprüleri atmamamız gerekiyor. Ailenin bu desteği yanında, aile içindeki huzur ve güven ortamının da çocuğun başarısında çok önemli bir etmen olduğunu unutmamalıyız. Sevgi ortamı, güven ortamıdır. Çocuk ancak bu güveni hissederse çalışma isteği duyabilir. Birçok ana baba, çocuklarının başarıları üzerindeki etkilerinin tam olarak farkında değil. Oysa ailenin çocuk üzerindeki etkisi sandığımızdan daha da fazladır. Yaşadıkları Aile Ortamları Huzurlu bir ev yaşamının yanında çocuk için elverişli bir çalışma ortamının da önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Ana-baba sürekli kavga ediyorsa ev içinde uyumlu bir birliktelik yoksa çocuk ders çalışmak konusunda yeterince istekli olmayacaktır. Çocuk için mümkünse ayrı bir çalışma odası ayrılması gerekir. Aynı odada çalışmak zorunluluğu varsa, yüksek sesle konuşmalar, radyo ve televizyon gibi sesler çocuğun dikkatini azaltacaktır. Bu olumsuzlukların yaşandığı evlerde eğer çocuk derslerinde başarı gösteremiyorsa bunun sebebini anne ve baba, biraz da kendisinde aramalıdır. Çocukları sadece ders çalışmaları gereken (başka bir sosyal haklara sahip olmayan) varlıklarmış gibi de görmemek gerekiyor. Çoğu zaman onlara sadece “Çalış!” demekten başka bir şey istemediğimizin farkında mıyız? Elbette hiç çalışmayan çocukları uyarmak, onları yönlendirmek görevimizdir. Ancak sürekli ders çalışması yönünde baskı yapmak da tutarlı bir davranış biçimi değildir. Özgüven Kazandırılması ve Artırılması Öğrencinin kendi özgüvenini kazanması, bilinçli bir çalışma programı uygulaması başarıyı getirecektir. Kendine güvenmeyen bir çocuğun başarma isteği duyması zor. Başarma isteği duymak, başarılı olmanın getireceği sonuçları önceden hissetmek çalışma heyecanı verebilir. Öncelikle yapabileceği, başarabileceği işleri yaptırmak, sevdiği dersleri, konuları öne çıkarmak onun cesaretini artırabilir. Sonuç olarak hiç birimizin elinde sihirli bir değnek yok. Ama bundan daha etkili bir güc var elimizde. Bu güç inanmaktır, birlikte çalışmaktır. ilhami_10_tulek@hotmail.com
|